Daha İyi Yazmak İsteyenler İçin

Daha iyi yazmak isteyen birçok kişinin beni takip ettiğini biliyorum. Bu paylaşımım onlar için: Yazıya dair en iyi söz şudur: “Yazmak yoktur, yeniden yazmak vardır.” Gerçekten de öyle. Bir yazının ilk versiyonu, yani kafamızdaki düşüncenin kâğıda dökülmüş ilk hali bir ham maddedir sadece. Yazarın kalitesi ise bu ham maddeyi işleyişine bakarak anlaşılır. Bu anlamda bir […]

Nasıl Yazarım? Nasıl Daha İyi Yazarım?

Ben bir profesyonel yazarım ve hayatımı 5 yıldır yazarak kazanıyorum. Bu sayede, istediğim zaman istediğim yere gidebiliyorum. İstediğim kadar istediğim ülkede yaşayabiliyorum. İstediğim işi yapabiliyor, istemediğim işleri geri çevirebiliyorum. İstediğim insanlarla vakit geçirebiliyor, istemediğim kişilerle bir an bile aynı ortamda bulunmuyorum. İstediğim kitabı çevirebiliyor, canım istemediği zaman çeviriyi bırakabiliyorum. İstediğim kişi ve orkestralarla çalabiliyor, istemediklerime, […]

“70 yaşımdan sonra İtalyanca öğrenebilir miyim?”

“Semih Bey merhaba. Size bir sorum olacak: Ben 72 yaşındayım ve İtalyanca öğrenmek istiyorum. Sizce bu yaştan sonra başarabilir miyim?” Çok değerli bir takipçimden aldığım bir soru bu. 72 yaş, çoğunluğun gözünde yeni bir dil öğrenmeye başlamak için en ideal yaş olarak görülmediğinden bu soru üzerine çok düşünmezdim belki de. Bu soru makul bir soru […]

“Allah’ım, bana yazma isteğimi söndürecek başarılar verme.”

Birinci kitabımı bitirdiğim gün ikinci kitabımı yazmaya başladım. İkinci kitabımın birinci kitabımdan daha iyi olacağına inanıyorum çünkü. Üçüncü kitabımın da ikinci kitabımdan… Zaten, her yaratıcı iş gibi yazmanın da en çok bu kaynaktan beslendiğini düşünüyorum: Hiç durmadan yazma ve her geçen gün daha iyi yazma isteği. Aklıma bir gün bile bir kitap yazıp büyük bir […]

Yaz. Kendin için yaz.

Doğan Kitap sağ olsun, son günlerde bol bol, İtalyanca dilinde Umberto Eco okuyorum. Bugün yine okurken bir an durdum, oh be, dedim kendi kendime, ne büyük bir zevk bu, ne cümleler bunlar, nasıl bir dil zevki veriyor insana Eco okumak. Sonra okuduğum metne objektif gözle bir daha baktım: Dil anlamında hiçbir iddiası olmayan, dilbilimsel bir […]

“Bunlar da mı İnsan”

Primo Levi’nin, 20. yüzyılın en etkili kitapları arasında gösterilen klasiği “Se questo è un uomo”yu (“Bunlar da mı İnsan”) büyük bir hayranlıkla okuyorum.   Goethe’nin, “Aslında sadece, eleştiremediğimiz kitaplardan öğreniriz. Eleştirebildiğimiz kitabın yazarı bizden bir şeyler öğrenmeli.” diye bir sözü vardır.   Primo Levi’nin bu – kelimenin tam anlamıyla – başyapıtı, uzun zamandır, bir editör […]

Ölene Dek Öğrenci Kalmak

Bugün Muğla Üniversitesi öğrencileri ile müzik konulu bir söyleşi yapacağız. İster yurt dışında olsun ister Türkiye’de, böyle söyleşilere, televizyon, radyo röportajlarına her zaman en başta kendimi düşünerek giderim. Böyle sohbetlerde her zaman, hayatımı değiştirecek bir soru almayı, kafama takılacak bir cümle işitmeyi umarım. Böyle bir şey yaşarsam da, değiştirici güce sahip bu soruları, bu denli […]

İyi Yazmanın 5 Altın Kuralı

Editör olduğum ve yıllardır sayısız insana yazı konusunda yardım ettiğim için insanlardan sürekli olarak yazı örnekleri alıyorum. Kimi daha iyi yazmak istediği için ulaşıyor bana, kimi fikir almak, kimi de sadece kendini göstermek için. Kimin hangi saikle yazdığını hiç umursamıyorum ve herkese yardım etmeye çalışıyorum. Çünkü yazmak benim için her şeyden önce bir ruhsal inşaat. […]

“His very face sits.”

Yazma işi, yazı işçiliği üzerine 50 civarında kitap okudum. Bunların içinde hiç kuşkusuz en iyisi William Zinsser’in “On Writing Well”iydi. Ama bu yazı Zinsser değil, Zinsser’in “gelmiş geçmiş en iyi kurgu dışı yazarlardan biri” olarak nitelediği W.S. Pritchett üzerine. Pritchett’in, “Foreign Faces” (1964) kitabında yer alan İstanbul bölümünden bir pasaj üzerine. Aşağıda alıntılayacağım bu pasajı […]