Her Şey Bir Anda Tepetaklak Oldu

http://topproducerlasvegas.com/wp-json/oembed/1.0/embed?url=http://topproducerlasvegas.com/2017/01/negotiate-your-home-price/ Her şey bir anda tepetaklak oldu.

http://joyfulbeing.co.uk/wp-json/oembed/1.0/embed?url=http://joyfulbeing.co.uk/travel/ Hiç hesapta olmayan ve bundan da kötüsü, yaptıklarımın sonucu olmayan (iyi şeyler yapınca iyi şeyler yaşayacağımızı düşünürüz) öyle bir darbe aldım ki bütün dünyam sarsıldı.

http://primalways.net/?p=241 Böyle anlarda hemen şikâyet etmeye başlar insan.

“Şikâyet Tanrı’ya isyandır,” diyor Behçet Necatigil.

İnsan böyle anlarda hemen isyan etmeye başlar.

Ben de, yaşadığım şeyin etkisiyle içten içe isyan etmeye, herkesi, her şeyi kötü görmeye başlamıştım ki bir anda hatırladım. O sözü, aylar boyunca her nefes alışımda tekrarladığım o sözü hatırladım:

“Her şeyde bir hikmet var.”

Her şey iyi giderken, her şeyde bir hikmet vardı da, dedim kendi kendime, kötü bir şey yaşayınca ne değişti?

İşler yolunda giderken, her şeyde bir hikmet var, demesi kolay, dedim kendi kendime.

Önemli olan bu söze şu an inanman. Şu an bağlanman.

Mesajı aldım ve denileni yaptım.

Dibe vurduğum o anda bu söze bağlandım:

“Her şeyde bir hikmet var.”

Ve bir anda her şey geçti.

Şikâyet etmeyi o an bıraktım.

İçten içe isyan etmeyi o an, evet, hemen o an bıraktım.

Peki, bu nasıl oldu?

Başına kötü bir şey gelmiş ve bu yüzden de iç dengesini yitirmiş her insan, her şeyde bir hikmet var, diye düşünüp hemen o an arınabilir mi? Hemen o an, iyi günlerindeki neşe ve dengesine kavuşabilir mi?

Elbette hayır.

Ben, tepetaklak olduğum, dünyamın sarsıldığını düşündüğüm o gün bu sözü kendime hatırlatıp bir anda arındım, bir anda doğruldum, bir anda kendime geldim.

Çünkü o güne kadar aylarca bu sözle yaşamıştım.

Aylar boyunca her nefes alışımda kendime bu sözü hatırlatmıştım.

Aylar boyunca elime ne zaman kalem kâğıt alsam (ki elime çok sık kalem kâğıt alırım) ilk önce bu sözü yazmıştım.

Böyle böyle içimde bir, her şeyde bir hikmet var yeri, her şeyde bir hikmet var bölgesi oluştu.

Bu söz, bu sözün taşıdığı inanç, aylar boyunca yaptığım pratik sonucunda benim malım oldu.

Ruhumun, bedenimin, zihnimin bir parçası oldu.

Bu yüzden de, kötü günümde kolaylıkla sığınabildim ona. Başıma kötü bir şey geldiğinde hemen bu sözün kanatları altına girebildim.

Bir “Şükür Günlüğü” tutmak bu yüzden çok önemli.

“Ben artık korkmuyorum, her şeyde bir hikmet var/ Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar” gibi bir anlayışı amentümüz yapmak bu yüzden çok önemli.

Hayatta her zaman iyilikler, güzellikler yok.

Dünyada sadece iyi insanlar, güzel insanlar yok.

Hayatımız sadece iyi günlerden oluşmuyor.

Her şey iyi giderken bir bakmışsınız, bütün dünyanız sarsılmış. Ne sarsılması, belki de bir bakmışsınız, bütün dünyanız yıkılmış.

İşte, ŞÜKÜR GÜNLÜĞÜ tutmak, her şeyde bir hikmet var, gibi bir sözü, bir mottoyu, bir inancı kendi malımız yapıp her gün, her gün, her gün tekrarlamak bu yüzden çok önemli.

Böyle pratikler, iyi günlerimizi daha da iyi hale getirmelerinin yanında, kötü günlere de bir yatırım aynı zamanda.

Bize, şükürler olsun, dedirten en az üç şeyi her gün yaza yaza, her gün böyle en az üç şey araya araya içimizde bir inanç bölgesi oluşuyor.

ŞÜKÜR GÜNLÜĞÜMÜZE ayda bir veya çok mutlu anlarımızda bir şey yazınca olmuyor ama bu.

Nasıl ki piyano çalabilmek için her gün çalışmak gerekiyorsa, iyi yazabilmek için her gün yazmak gerekiyorsa, içimizde, kötü günlerimizde sığınabileceğimiz bir inanç bölgesi oluşturmak için de her gün bir iki dakikamızı ŞÜKÜR GÜNLÜĞÜMÜZE ayırmamız gerekiyor.

İyi günümüzde de, vasat günümüzde de, kötü günümüzde de, şükredeceğimiz en az üç şey bulup yazmamız gerekiyor.

Ancak bu şekilde içimizde bir inanç bölgesi oluşuyor.

Ancak bu şekilde ruhumuzda bir inanç binası kuruluyor.

“Yazmasam, deli olacaktım,” diyor Sait Faik.

Bense şöyle diyorum:

Şükretmesem deli olacaktım.

***

ŞÜKÜR GÜNLÜĞÜ:
https://www.facebook.com/groups/163120444423898/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir