“Hazır olmadan başla.”

Konuştuğum herkesin bir isteği var. Kimisi dil öğrenmek istiyor, kimisi kitap yazmak, kimisi yüksek lisans yapmak, kimisi de yeni bir meslek öğrenmek, kendine yeni bir kariyer yaratmak.
 
Yapmak istediklerini dinlediğim herkese, çok güzel, diyorum, bugün başlayın o zaman bunun için çalışmaya. Hiç vakit kaybetmeden hemen bugün başlayın.
 
Fakat bu söylediğim üzerine hemen hemen herkesten aynı cevabı alıyorum: Şu İngilizceyi önce bir yoluna koyayım, öğrenmeyi çok istediğim İspanyolcaya da başlayacağım, diyorlar. Şu okulum bir bitsin, kitabımı yazmaya da başlayacağım. Onun da sırası var, şunu bir bitireyim, ona da başalayacağım.
 
Psikologların üzerine çok çalıştığı düşünce yanlışlarından (“fallacy”, “bias”) biri bu. Hem de en tehlikelilerinden.
 
Bir şeyi yapabilmek için kendimize hep gelecekte bir tarih veriyoruz. Şu bir bitsin, ona da başlayacağım, diyoruz. Oysa bitmesini beklediğimiz şeyle başlamayı istediğimiz şey arasında hiçbir bağ olmuyor çoğunlukla. Veya bağ olsa bile birisini yapıyor oluşumuz diğerini yapmamıza engel değil aslında. Ama yine de, garip bir şekilde kendimizi bu düşünce yanlışına inandırıyor ve isteklerimizi erteleyip duruyoruz.
 
Kendimi bu türden bir bahaneyle kandırıp bir isteğimi ertelediğimi fark ettiğim zaman kendime hemen şu meşhur sözü hatırlatıyorum:
 
“Hazır olmadan başla.”
 
Bu söz üzerine, öyle çok fazla değil, bir gün bile derinlemesine düşünsek bütün hayatımız değişir.
 
Bu sözü bir özümsesek, hayatta hiçbir şeyin sırası olmadığını, hiçbir şeye başlamak için mükemmel zaman olmadığını ve istediğimiz şeyi yapmak için en doğru günün bugün olduğunu anlar ve hayatımızı buna göre yeni baştan kurardık.
 
İnsan kitap yazmaya ancak kitap yazarken hazırlanıyor ve kitabını yazmaya başlamadığı her gün kitap yazmayı öğrenmeden boşa geçirdiği bir gün oluyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir