GRAMER KİTAPLARINA NEDEN KARŞIYIM?

source Dün paylaştığım, “YABANCI DİL ÖĞRENİRKEN GRAMER KİTABI OKUMAK NEDEN ZARARLI ve NEDEN GEREKSİZ?” başlıklı videomda özetle, “Hayatım gramer kitabı okumakla geçti. Gramer kitabı güzellemesi yapan yazılar yazdım. Ama artık gramer kitabı fikrinden uzaklaştım. Size de gramer kitabı okumamanızı öneriyorum,” dedim.

where to buy proscar online uk Raşîde ise bu videoma şu yorumu yaptı:

http://itsyourturntocook.com/uncategorized/busy-at-zephyr-dvd/ “Dil öğrenme konusunda oldukca önemli bir konu bu. Daha once bu konuda okuduğum bazı kitaplar da grammerin dil öğrenme serüvenindeki yerini eleştirmiş hatta dil öğrenildikten sonra çalışılması önerilmişti. 2 ay önce yaptığın bu paylaşımlarla [gramer kitabı okumayı ne kadar sevdiğimi söylediğim yazılarımı kastediyor. S. U.] ben “yok ya semih haklı, gramersiz dil mi öğrenilir” dedim ve gramer kitapları edindim. Önceki nasihatiniz, ortaya atılmış bir fikrin değil “uzun süreli” bir deneyimin sonucuydu. 2 ayda ne değişti?”

Şimdi Raşîde’nin bu yorumunu bahane edip dil öğrenme, öğretmenlik, yazı psikolojisi , başkaları için bir şey yapma psikolojisi vs. gibi konuları kapsayan bir şeyler, bana göre, çok önemli şeyler söyleyeceğim.

Buyursunlar:

Merhaba Raşîde.

Hem senin hem de başka insanların kafalarındaki soruları gidermek adına bu konuda bir şeyler daha yazıyorum:

Gramer kitabı önerdiğim yazı bulmak için iki ay veya altı ay öncesine gitmene gerek yok. Daha birkaç gün önce de bir yazı yazdım. Gramer kitaplarının tökezlediği noktaları anlattım. Ama sonda yine de, “Bana göre en iyi gramer kitapları şunlar. Eğer isterseniz bu kitapları size ücretsiz PDF belgesi olarak gönderebilirim,” dedim.

Daha bir hafta falan olması lazım bu yazıyı yazalı!

Peki, neden, daha yakın geçmişe kadar gramer kitaplarını överken şimdi buna karşı olduğumu söylüyorum ve neden gramer kitaplarını yerdiğim bir yazının sonunda insanlara gramer kitabı öneriyorum? Önermenin de ötesinde, oturup insanlara gramer kitabı gönderiyorum?

Bu yaptıklarım çelişkili gibi görünebilir. Ama aslında değil.

Anlatayım:

Ben yıllar boyunca dil öğrenmeye dair birçok farklı teknik, yöntem, yol vs. denediğim gibi, sayısız da gramer kitabı taradım. Hem yazılarımda hem de dün çektiğim videoda söylediğim gibi yıllarım gramer kitabı okuyarak geçti.

Fakat sonra bunun “aktarılabilir” bir şey olmadığını fark ettim.

Yani şöyle:

Ben gramer kitabı okuduğumu söylediğimde insanlar gramer kitabı alıyorlardı ve ondan dil öğrenmeyi umuyorlardı.

Oysa gramer kitabı benim dil çalışmamın bir parçasıydı, hem de küçük bir parçasıydı sadece.

Gramer kitabı okumanın yanında başka birçok çalışma yapıyordum dil öğrenmek için.

Fakat insanlar bunu doğal olarak bilmedikleri, bilemeyecekleri için ben “gramer kitabı” dediğim zaman gidip gramer kitabı alıyorlar ve o şekilde dil öğrenebileceklerini sanıyorlardı.

“Aktarılabilirlik” derken de bunu kastediyorum.

Benim “gramer kitabı” okumak diyerek söylemek istediğim şey ile insanların bundan anladıkları şey arasında dünyalar kadar fark olduğunu fark ettim.

Aynı şekilde, benim gramer kitabı okuma dediğim şeyin, okul ve dil kurslarındaki gramer kitabı okuma sisteminden aslında çok farklı olduğunu anladım:

Ben SADECE VE SADECE, olabildiğince az konu anlatımı ve olabildiğince çok örnek cümle içeren gramer kitaplarını okuyorum örneğin. Onların da konu anlatımlarını hemen hiç okumuyorum. Sadece örnek cümleleri okuyorum. Ve örnek cümlelerin de tamamını değil, işimi yarayanları, gerekli olanları okuyorum.

Ama yazılarımı okuyan insanların bütün bunları bilmelerine imkân var mı?

Elbette yok.

O yüzden, ben gramer kitabı deyince onlar herhangi bir gramer kitabı alıp “ders kitabı” gibi okumaya başlıyorlar.

Oysa benim için gramer kitabı bir “harita” sadece.

Ben yürüyorum, yani dil öğreniyorum, arada da haritaya bakıyorum.

Ama dil öğrenme konusunda benim kadar tecrübesi olmayan insanlar hiç yürümeden, yani asıl dil öğrenme çalışmalarını yapmadan, sadece “harita”ya bakarak, yani sadece gramer kitabı okuyarak yol almaya çalışıyorlar.

Benim gramer kitabı okumaktan ne kastettiğimi bilmeyenler için durum böyle. Ya bilenler? Ya gramer kitaplarını “klasik” biçimde okumadığımı ve gramer kitabı okumanın benim için sadece bir “harita” olduğunu bilenler?

Yakınlarda yazdığım, gramer kitaplarını eleştiren yazım da gösteriyor ki bunu bilenlere de gramer kitaplarından bahsettiğim zaman akıllarında sadece gramer kitabı kalıyor ve gidip gramer kitabı alıyorlar. Yani gramer kitaplarını yersem bile insanların aklında sadece gramer kitabı kalıyor ve bana yine gramer kitabı soruyorlar.

Demek istediğimi anlıyor musun?

Sonuçta hepimiz her şeyi bilgimiz, tecrübemiz kadar anlıyoruz.

Ben örneğin bir dil öğrenme ustasına, bir polyglott’a, 10 dil, 20 dil öğrenmiş birine, diyelim ki Tim Doner’a “gramer kitabı okumak” desem o büyük ihtimalle kastettiğim şeyi anlar.

Fakat sayısız kez fark ettim ki bu konuda bir hayat tecrübesi olmayan insanlar (ki yazılarımı okuyan hemen hiç kimsenin bu konuda, yani kısa sürede üst düzeyde dil öğrenmek konusunda bir hayat tecrübesi yok. Zaten bu yüzden yazılarımı takip ediyorlar ya) ben gramer kitabı deyince bir “ders kitabı” anlıyorlar ve dil çalışmalarının merkezine (eğer dil çalışmaları varsa tabii) hemen bu kitabı oturtuyorlar.

Bu insanlar arasında belli ki sen de varsın. Sen de benim yazımdan etkilenip gramer kitapları edindiğini söylüyorsun. Oysa durum çok farklı.

Çok açık söyleyeyim:

Senin aldığın, benden etkilenip aldığını söylediğin gramer kitaplarından, ben çok büyük ihtimalle bir satır bile okumam. Aldığın kitapları görsem çok büyük ihtimalle, “Bunları sakın okuma,” derim. Ama sen durumu farklı yorumluyorsun. Sana göre, benim yazımı okudun ve gittin o kitapları aldın. Oysa ben defalarca, en iyi gramer kitabı serisinin Routledge’ın Modern Grammar serisi olduğunu söyleyen, maalesef Türkçe gramer kitapları gibi birçok gramer kitabının çoğunlukla çok kötü olduğunu söyleyen vs. yazılar da yazdım. Bütün o yazıları görmezden gelmişsin, ama nedense, gramer kitabı okumayı sevdiğimi söyleyen bir yazımı görüp hemen gramer kitabı alacağın tutmuş Neden?

Biraz önce söylediğim şey işte.

Çünkü yazdıklarımın sendeki tek karşılığı “gramer kitabı okumak” olmuş.

Çünkü dil öğrenme konusundaki tecrüben söylediklerimin sadece o kısmını ciddiye almanı sağlamış.

İşte bu, hiç istemediğim ve çok tehlikeli bir şey.

O yüzden, gramer kitapları üzerine olumlu şeyler söylemeyi bırakmaya karar verdim.

O yüzden, 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN’de bilinçli olarak, gramer kitabını merkeze alan dil çalışma sistemine karşı çıkıyorum ve 100 GÜNCÜLERE, 100 GÜNLÜK yolculuğumuzun çok ileri seviyelerine kadar gramer kitaplarından uzak durmalarını söylüyorum.

Ben yine eskisi gibi roman okurcasına gramer kitabı okurum, okuyorum.

Ama beni takip eden insanların ben olmadıklarını bildiğim için, beni okuyan insanların içimi göremeyeceklerinin, aslında bununla neyi kastettiğimi tam olarak bilemeyeceklerinin farkında olduğum için gramer kitapları hakkında artık olumlu şeyler söylememeye karar verdim.

Gramer kitapları hakkında artık neden olumsuz şeyler söylediğimi açıkladım.

Şimdi de başta sorduğum ikinci soruya, neden gramer kitaplarını yerdiğim bir yazının sonunda insanlara gramer kitabı önerdiğim ve GÖNDERDİĞİM sorusuna kısa bir cevap veriyorum:

Bu diyeceğimi birçok okurum biliyor, fark ediyor. Ama birçok kişi de fark etmiyordur, eminim. O yüzden söyleyeyim:

Ben kendimi tatmin etmek için yazmıyorum.

Yazılarımın büyük çoğunluğu ve dil öğrenme üzerine olan yazılarımın tamamı başkaları için, başkalarına yardım etmek, başkalarının elinden tutmak için yazıldılar.

Bu da üzerime bazı sorumluluklar yüklüyor. Örneğin gramer kitaplarını yeren bir yazı yazarken bile kendime soruyorum: Tamam, insanlara şunu yapmayın, şunu yapın, dedim ama bunu herkes yapabilecek mi? Herkes dil öğrenmeye benim kadar kafa yorabilecek mi? Herkes bu işi benim kadar sevebilecek mi? Herkes 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN’e katılabilecek mi?

Bu soruların hepsinin cevabı: HAYIR.

Bu yüzden de, dışarıdan belki çelişkili gibi görünen ama özünde aslında çok başka bir niyet taşıyan bir şey yapıyorum ve gramer kitabı sistemini yeren bir yazımın sonunda bile, isteyenlere ücretsiz gramer kitabı göndereceğim, diyorum.

Bunu neden yapıyorum?

Söylediklerimi hiçbir şekilde kendi hayatına adapte edemeyen, 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN’e katılamayan insanlar da en azından bir şekilde dil öğrensinler, diye düşünüyorum çünkü.

Bu yüzden de, gramer kitapları kötüdür ama buna rağmen illa gramer kitabı ile dil öğrenmek istiyorsanız BARİ bana göre en iyi olduklarını düşündüğüm gramer kitaplarını okuyun, diyorum ve oturup onlarca insana gramer kitabı gönderiyorum.

Oysa önerdiğim kitabı Google’a yazınca herkes ücretsiz olarak ulaşabilir. Peki, ben deli miyim? Neden bu işten hiçbir çıkarım yokken, bana e-mail gönderin, gramer kitaplarını size ben gönderirim, diyorum?

Çünkü tecrübelerim ışığında insanların bunu yapmayacaklarını, onun yerine gidip en yakın kitapçıdan muhtemelen berbat gramer kitapları alacaklarını biliyorum.

Geçen hafta, gramer kitaplarını yerdiğim ama sonunda, isteyenlere yine de şu şu gramer kitaplarını göndereceğimi söylediğim yazımı okuyup bana e-mail gönderen 50’DEN FAZLA insana oturup mesaj attım, istedikleri dillerdeki gramer kitaplarını arayıp bilgisayarıma indirdim ve onlara gönderdim.

Bırak benim kadar yoğun olmayı, bırak benim gibi birkaç meslek sahibi olmayı, tek bir işleri olan insanlar, hatta öğrenciler bile kendi çıkarlarına olmadı mı birine bir dakika bile ayırmazlarken ben kendi işlerimi bir yana bırakıyorum ve sadece geçen hafta 50 kişiye oturup gramer kitabı gönderiyorum. İstedikleri dillerde beni tatmin eden gramer kitabı olmayanlara ise oturup bunu uzun uzun açıklıyorum.

Bunu neden yapıyorum sence? Bunun bana ne yararı var?

Hiçbir yararı yok. Hatta zararı var. Çünkü gramer kitabı isteyen birisinin 100 GÜN’e katılma olasılığı daha da düşüyor. Çünkü bu şekilde, gramer kitabı okuyarak dil öğrenilebileceğini söyleyen o düşünce yanlışına biraz daha saplanıyorlar.

Ama ben yine de onlara gramer kitabı gönderiyorum.

Çoğunlukla bir teşekkür bile etmeyeceklerini bilsem de ve çoğunlukla bir teşekkür bile etmeseler de, muhtemelen benden çok daha fazla boş zamanları olan insanlar için uzun saatlerimi harcıyorum ve onlara, en iyi olduklarını düşündüğüm gramer kitaplarını gönderiyorum.

Neden biliyor musun?

“HİÇ OLMAZSA,” diye düşünüyorum çünkü.

“BARİ”, diye düşünüyorum çünkü.

Hiç olmazsa şu kitapları okusunlar, diyorum.

Sadece bunu okumak pek etkili olmaz ama bari şu kitapları okusunlar, diyorum.

Belki bu bir başlangıç olur ve onlar da dil öğrenme işini bir gün benim kadar severler, diyorum.

Senin, “bir öyle bir böyle söylemek” olarak görüp yorumladığın şeyin altında aslında ne düşünceler yatıyor, anlıyor musun şimdi?

Böyledir.

İnsanlara yardım etmek çoğunlukla bunu, bir onu bir bunu söylemeyi gerektirir.

Bir şey söylersin. Söylediğin şeyin, aslında söylemek istediğin şey gibi anlaşılmadığını fark edince de söylemini değiştirirsin. Hatta dünkü videomda da yaptığım gibi, söylemini değiştirdiğini söyleyerek ve eski söylemini taşıyan yazılarını silmeyerek söylemini değiştirirsin.

Ama sonra, söylemini değiştirmiş olsan da ve artık gramer kitaplarını yeren şeyler söyleyip yazsan da gidip eski söyleminin parçası olan şeyi yapar, insanlara, tanımadığın etmediğin, çoğunlukla bir teşekkür bile etmeyen, hatta bir “merhaba” bile demeyen insanlara saatlerini ayırıp gramer kitabı gönderirsin.

İnsanlara yardım etmek kendinden geçmeyi gerektiriyor çünkü.

Kendi egonu yenmeyi gerektiriyor.

Kim ne dese de, ne yorum yapsa da, şartlar neyi gerektiriyorsa onu yapmayı gerektiriyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir