Genç Olmak Ahlâksızlık İçin Bir Mazeret mi?

Sabahları yürüyüş yapıyorum. Genelde de parklarda, yeşillik alanlardan geçmeye, böyle yerlerde yürümeye çalışıyorum.

Türkiye’de bir metrekareden büyük olup ortasına büfe, kahvehane, çay ocağı vs. kondurulmayan yeşillik bir alan bulmak neredeyse imkânsız olsa da seyrek olarak birkaç ağaçlık bir park, bir alışveriş merkezinin yeşillendirilmiş arka bahçesi falan denk geliyor işte.

Parklardan geçe geçe yaşları yirmi ila altmış beş, hatta yetmiş arası değişen park işçilerini tanıma, gözlemleme fırsatım oluyor. Bu tecrübem sonucunda bir şey gözüme çarptı:

Park işçisinin yaşı küçüldükçe iş ahlâkı azalıyor.

Altmış, altmış beş yaşlarındaki adamlar mesaileri süresince sıcağın altında kan ter içinde hiç durmadan çalışırlarken yirmili yaşlardaki işçiler hep kaytarma peşinde. Kimileri birisi geçerken bir yeri süpürüyormuş gibi yapıyorlar. Ama tabii, gözleri ellerinden hiç düşürmedikleri telefonlarında. Daha pişkin olanları ise buna bile zahmet etmiyor. Bir banka uzanıp, ayaklarını uzatıp telefonlarında dizi izliyorlar. Şaka değil, defalarca şahit olduğum bir görüntü bu. Hem öyle birkaç dakika dinlenmek için falan da değil. Bazen bir buçuk saat yürüdüğüm oluyor. Giderken banka uzanmış dizi izlediğini gördüğüm genç işçiyi dönüşte de aynı şekilde buluyorum.

“Genç olmak maziyi ulu orta tahkir için bir mazeret değildir.” diyor Hüseyin Rahmi Gürpınar.

Genç olmak, maziyi aşağılamak için değilse de üçkâğıtçılık için, ahlâksızlık için mi bir mazeret olarak görülüyor acaba?

Ne iş yaparsa yapsın, hangi alanda çalışırsa çalışsın, bir insan işini iyi yapmıyor veya iyi yapmak için bir çaba sarf etmiyorsa, isterse dünyanın en iyi annesi babası olsun, isterse dünyanın bütün hayvanlarını beslesin, isterse her gün bir fakir doyursun bana göre kötü bir insandır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir