Dil Sınavlarına Hazırlananın Manifestosu

Şu sınavlar olmasa ne güzel olur, değil mi?
 
Şu YDS, YökDil, Toefl vs. olmasa dil öğrenmek ne kadar zevkli olur, değil mi?
 
Aslında dil öğrenmeyi seviyoruz ama “şu sınav” bizi geriyor, değil mi?
 
DEĞİL.
 
Bunlar, bir dil sınavına hazırlanan hemen herkesten duyduğum sözler.
 
Konuştuğum hemen herkes, aslında dil öğrenmeyi sevdiğini, ama sınav stresinin dikkatini dağıttığını, onu sıktığını, gerdiğini söylüyor.
 
Ben ise hiç öyle düşünmüyorum.
 
Bu yüzden, yukarıdaki bütün sorulara cevabım:
 
DEĞİL.
 
Bir dil sınavına, YDS’ye, Toefl’a, Zertifikat Deutsch’a vs. hazırlanan hemen herkes bu tür olumsuz şeyler söylüyor.
 
Neden?
 
Çünkü kendilerini, böyle bir sınava hazırlanıyorlarsa sıkılmaları, gerilmeleri gerektiğine inandırıyorlar.
 
Kendilerini buna şartlıyorlar.
 
Oysa ben çok farklı düşünüyorum.
 
Dil öğrenen bir insanın kendine yapabileceği en iyi şeylerden birinin birkaç ay sonrası için merkezî bir dil sınavına yazılmak olduğunu düşünüyorum.
 
Hatta dil öğrenmeye başlayan çoğu kişiye, buna hiç ihtiyaçları olmasa bile birkaç ay sonrası için bir dil sınavına yazılmalarını tavsiye ediyorum.
 
Çünkü bu tür sınavlar bizi, belki de başka hiçbir şeyin edemeyeceği kadar MOTİVE ediyor ve bize dil öğrenme konusunda başka hiçbir şeyin veremeyeceği kadar GÖREV BİLİNCİ aşılıyor.
 
Yani bize, dil öğrenebilmek için ihtiyaç duyduğumuz iki temel şeyi, MOTİVASYON ile GÖREV BİLİNCİ veriyor.
 
Kısa sürede üst düzeyde dil öğrenmek isteyen biri için bundan daha güzel bir şey olabilir mi?
 
***
 
100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN’de Dil Koçluğunu yaptığım çok değerli bir Bey ile konuşurken, girmek zorunda olduğu dil sınavının kendisini ne kadar gerdiğinden söz etti.
 
Bunun üzerine ben de, ne güzel işte, dedim. Bu gerginlikten neden faydalanmıyorsunuz?
 
Gireceğiniz sınavdan iyi bir not alma isteğinizi ve bunun sizde yarattığı gerginliği neden olumlu bir enerjiye çevirmiyorsunuz?
 
Bu sınava girecek olmanız sizi olumsuz anlamda etkiliyor.
 
Çünkü kendinizi buna şartlamışsınız.
 
Belki çocukluğunuzdan gelen bir bilgiyle, önemli bir sınava girecek kişinin olumsuz duygulara kapılması gerektiğini düşünüyorsunuz çünkü.
 
Bu yüzden de, size göre güya doğal ve kaçınılmaz olanı yapıyor, girecek olduğunuz sınav yüzünden kendinizi olumsuz duygu ve düşüncelere boğuyorsunuz.
 
Oysa şimdi bunun tam tersini düşünsek, dedim.
 
– Gireceğiniz sınavın, en ihtiyaç duyduğunuz şeyi yapıp sizi dil öğrenme konusunda havaya soktuğunu düşünsek;
 
– Canınız çalışmak istemese de çalışmanızı sağlayacağını düşünsek;
 
– Size bir hedef sunduğunu, bu yüzden de çok daha bilinçli çalışacağınızı düşünsek;
 
– Çalışmanıza bir odak noktası kazandıracağını, çalışırken neye ağırlık vermeniz gerektiğini sizi hiç yormadan belirlediğini düşünsek nasıl olur, dedim ve devam ettim:
 
Bence bu sınav sizin için kötü değil, son derece iyi bir şey.
 
Bir dezavantaj değil, aksine, çok büyük bir avantaj.
 
Bir dilde kısa sürede ciddi bir sıçrama yapmak için gereken her şeyi, bütün o mental ve psikolojik altyapıyı bu sınav sunuyor size, daha ne istiyorsunuz?
 
Hadi, gelin, dedim, o gerginliği olumlu bir enerjiye çevirelim.
 
Bunun için günlere, haftalara, aylara ihtiyacınız yok.
 
Bu dediğimi şu an, bir saniye içinde yapabilirsiniz.
 
Yapmanız gereken tek şey kafanızda bir düşünce değişikliği yapmak.
 
Gireceğiniz sınava bakış açınızı bir saniye içinde değiştirmek.
 
Gireceğiniz sınavı size her anlamda yardım eden, olumlu bir şey olarak görmenizi sağlamak.
 
Evet, dedi, bunun üzerine, dil koçluğunu yaptığım Bey. Dediğiniz şeyi şu an yaptım bile Semih Bey.
 
O an sesindeki sevinç ve heyecanı keşke benim gibi siz de işitebilseydiniz…
 
***
Bir dil sınavına girecek olanların kendilerini güçsüz, korkak bir yavru kedi olmaya şartladıklarını görüyorum.
 
Kedinin üzerinde bir tonluk bir ağırlık var. Gün geçtikçe o ağırlık aşağıya iniyor. Sınav günü ise üstlerine inecek ve onları ezip dümdüz edecek.
 
Aşağı yukarı hemen herkes bilerek veya bilmeyerek kendini böyle bir sahnenin içine yerleştiriyor. Bu yüzden de zihnini kaçınılmaz olarak her geçen gün yeni kaygı ve korkularla dolduruyor.
 
Ben ise bu tür sınavlara hazırlanırken kendimi, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan, bu yüzden de hayatta kalmak için her şeyini veren, kaybedecek hiçbir şeyi olmadığı için kendini hiç düşünmeden kalabalıkların içine atan bir mahalle kabadayısı gibi hissederim.
 
Daha doğrusu, KENDİMİ BUNA ŞARTLARIM.
 
İlla bir kedi olacaksam da kendimi, üzerine günden güne bir tonluk bir ağırlık düşen ürkek bir yavru kedi olarak değil, avına ölüm pahasına saldıran bir kaplan gibi görmek ister ve öyle görürüm.
 
Kendimi, kendimi bir kaplan gibi görmeye şartlarım.
 
Bu da havaya girmemi sağlar.
 
Beni son derece aktifleştirir.
 
Böyle düşününce, gireceğim sınava dair her şeyi bilmek, her şeyi anlamak isterim.
 
Eldeki bütün deneme sınavlarını çözmek isterim.
 
“Acaba kazanabilecek miyim,” diye düşünmemin saçmalık olduğunu bilir, böyle anlamsız ve yıkıcı bir düşünceyle zaman kaybetmek yerine o sürede, anlamadığım bir konuyu anlamak için biraz daha çalışırım.
 
En önemlisi de, gireceğim sınavı düşündükçe sevinçle gülümserim.
 
Bana gelişme imkânı verdiği için bu sınavı sever, çok sever, onu bahane edip daha da, daha da gelişmek için elimden gelen her şeyi yaparım.

Bir Cevap Yazın

http://kcsladies1st.com/bio/karen-clark-sheard-all-in-one/ E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

http://moonraceranimalrescue.com/meetrollo/

buy priligy powder