Kendini kötü hissedenlere bir tavsiye

Kendini kötü hissedenlere bir tavsiye:   İki sene önce kışın, kendimi çok kötü hissediyordum. Depresif bir dönemdi. Böyle bir dönemde elime bir gün tesadüfen bir çocuk kitabı geçti. Okudum, hoşuma gitti. Hoşuma gidince bir başka çocuk kitabına başladım. Onu bitirdim, diğerine geçtim. Ondan bir başkasına, ondan bir başkasına derken kendimi bir gün bir çocuk kütüphanesinin […]

“Günün birinde, Heine ile benim Almancanın açık ara ilk artistleri olduğumuzu söyleyecekler.”

Heinrich Heine’den “Almanya’da Din ve Felsefe” kitabımız yakında Ayrıntı Yayınları’ndan çıkıyor.   Bu kitap şimdiye kadar çevirmekten en çok zevk aldığım kitap oldu.   Aynı zamanda da okuduğum en iyi kitaplar arasına girdi.   Başlığına bakmayın, genel anlamda din ve felsefe tarihine çok iyi, çok özlü ve çok eğlenceli bir giriş “Almanya’da Din ve Felsefe”. […]

Düşünce Seksi

Yaratıcılığın en basit ve en sevdiğim tanımlarından biri “düşünce seksi“.   Birbirinden bağımsız düşünceler var. Başkalarına, birbiriyle hiç alakası yokmuş gibi görünen bu düşünceleri yaratıcı insan ustalıkla bir araya getiriyor ve ortaya yepyeni bir öz çıkarıyor. Goethe, hâlâ çok popüler olan oyunu Torquato Tasso’nun* yazılış yöntemine dair söylediği şu sözlerle aynı zamanda yaratıcılığın tanımını da yapıyor […]

Genç Şaire Mektuplar

Bütün çağların ozanı Rainer Marie Rilke’nin mektuplarından oluşan “Genç Şaire Mektuplar” kitabı hayatımda okuduğum en iyi birkaç kitaptan biri. Bu yüzden bu kitabı, Rilke’den başka üç kitapla birlikte çevirdim ve çevirilerim 2016 yılında yayımlandı. Bu çevirime aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/search&filter_name=Semih%20U%C3%A7ar Bugün, Genç Şaire Mektuplar’dan harika bir pasaj paylaşacağım. İnsan sadece bu paragrafı okuyarak bile hayatını olumlu […]

İyi Yazmanın 5 Altın Kuralı

Editör olduğum ve yıllardır sayısız insana yazı konusunda yardım ettiğim için insanlardan sürekli olarak yazı örnekleri alıyorum. Kimi daha iyi yazmak istediği için ulaşıyor bana, kimi fikir almak, kimi de sadece kendini göstermek için. Kimin hangi saikle yazdığını hiç umursamıyorum ve herkese yardım etmeye çalışıyorum. Çünkü yazmak benim için her şeyden önce bir ruhsal inşaat. […]

“Kişi dardayken ne kadar zavallı olursa…”

Sara Blakely’yi Tanıyor Musunuz? başlıklı yazımda Sara Blakely’nin şu sözünü çevirip aktarmıştım:   “Paranın, insanı, olduğu kişiden daha fazlası yaptığını düşünüyorum. Eğer aşağılık biriyseniz, zengin olunca daha aşağılık biri oluyorsunuz. İyi bir insansanız, para kazanınca daha iyi bir insan oluyorsunuz.”   Bu yazımı okuyan arkadaşım, “Muhtârü’l-hikem” adlı eseriyle tanınan âlim İbn Fâtik’in bir sözünü gönderdi. Aklın […]

“Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir şey vardı”

Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir şey vardı: Alman romantizminin temel motiflerinden “Wanderer” kelimesini Türkçeye en iyi nasıl aktarabilirim? “Gezgin”, “yolcu” gibi karşılıklar beni tatmin etmiyordu. Bizde bir “wandern”, yani belli bir hedef olmaksızın gezip dolaşma, varmak için değil, yolda olmak için yürüme, seyahat etme geleneği olmadığı için bu kavramın Türkçeye asla tatmin edici bir biçimde […]

“Shakespeare kullandığı kelimelerin en azından yüzde 10’unu kendisi uydurmuştu.”

Shakespeare zamanında İngilizcede yaklaşık 150.000 kelime vardı. Shakespeare ise eserlerinde 20.000 civarında kelime kullandı. Shakespeare’in uydurduğu kelime sayısı ise bir sayıma göre 2076, diğer bir sayıma göre ise yaklaşık 6700. Yani Shakespeare kullandığı kelimelerin en azından yüzde 10’unu kendisi uydurmuştu. Yazarın aslî işinin “doğru kelime”yi bulmak olduğu (bilhassa da Flaubert’den beri) hepimizin mâlumu. Fakat Shakespeare […]

Gör artık şu gorili yahu!

Oldum olası hayret ettiğim bir durum var: Hayatında eline hiç keman almamış veya hiç keman çalışmamış biri büyük bir kemancıyı dinlediğinde, “Ben keman çalamıyorum, çıldıracağım!” diye düşünüp üzülmüyor. Eline tenis raketi almamış biri olimpiyatlarda bir tenis maçı izlediğinde, “Niye ben orada değilim, orada ben olmalıydım!” diye kendini yeyip bitirmiyor. Çünkü böyle keman çalabilmek, böyle tenis […]

“Sen ne yaparsın, Tanrı, ben ölünce?”

“Sen ne yaparsın, Tanrı, ben ölünce? Testin olan ben kırılıp dökülünce? İçkin olan ben bayatlayıp bozulunca? Giysin de, işin gücün de ben olunca yitirirsin anlamını benimle. Olmaz artık evin barkın bile, candan ve sıcak gözlerle selâmlayanın Çıplak kalır yorgun ayakların ayrılınca ben, sandalların. O büyük harmanîn düşer omuzlarından. Sıcak bir yastıkta yatarcasına yanaklarımda dinlenen bakışların […]