AÇIK ÇAĞRIM

Hatırlayanlar vardır, birkaç gün önce Facebook sayfamdan, Japonya’da CD’imin yayınlandığını duyurmuştum. Bunun üzerine çok değer verdiğim bir gazeteci dostum, sağ olsun, röportaj vermem için Hürriyet’ten BirGün’e varana kadar saygın yayın organlarıyla irtibata geçmiş. Muhtemelen önümüzdeki dönemde bu gazetelerle röportajlar yapacağız. Fakat o dostuma da söylediğim bir şeyi şimdi buradan duyurmak istiyorum: Benim, inanın, artık kendime […]

“Umut etmeyi bırakırsan korkuların da dinecek.”

Son dönemde en büyük derdim “umut” lafıyla.   Türkiye, mâlum, çalkantısı hiç bitmeyen bir yer. Sürekli bir belirsizlik hali. Bunun sonucunda da bitmeyen kaygılar, hiç dinmeyen korkular…   Biraz da bu yüzden olsa gerek, birileri sürekli “umutlu olmak”tan bahsediyor. Özellikle sol kesimde çok gözde bir laf bu. İçlerinde çok sevdiğim dostlarım da olan insanlar her […]

Âşinâlara kavuşmak…

Bazen bir başka dilden bir kelime alınca onu sadece tek bir anlam, tek bir kontekst içinde kullanıp kendimizi diğer bütün ifade olanaklarından mahrum bırakıyoruz. ‘Âşinâ’ da bu kaderi paylaşan sözlerden biri. Bir kelimeden ziyade bir ezgiyi andıran bu güzelim kelimeyi bugün artık sadece ‘bir şeye âşinâ olmak’ bağlamında kullanıyoruz. Oysa âşinâ aynı zamanda “tanıdık” demek. […]

Huzurlarınızdaaa Heinrich Heine!!!

  Heinrich Heine, Almancanın gelmiş geçmiş en büyük, en yetenekli, en kıvrak, en etkili, en korkusuz kalemlerindendir. Yaşarken bir stardı. Sadece Almanya’da da değil hem. Bütün Avrupa’da. Özellikle de Fransa da. Ve hâlâ da öyle.   Örneğin, tuhaf bir adam, hakkında şunları yazmıştı:   “Şâirliğe dair en yüce fikri bana Heinrich Heine verdi. Binyılların bütün […]

Yaz. Kendin için yaz.

Doğan Kitap sağ olsun, son günlerde bol bol, İtalyanca dilinde Umberto Eco okuyorum. Bugün yine okurken bir an durdum, oh be, dedim kendi kendime, ne büyük bir zevk bu, ne cümleler bunlar, nasıl bir dil zevki veriyor insana Eco okumak. Sonra okuduğum metne objektif gözle bir daha baktım: Dil anlamında hiçbir iddiası olmayan, dilbilimsel bir […]

Gönlümün Hicaz’ı

Kendimi her gün yeniden yaratmak, varlığımı her geçen gün yeniden adlandırmak zorundayım. Bunun için de içimde her gün yeni bir hac yolculuğuna çıkmam, gönlümün Hicaz’ına her yeni gün yeni baştan yürümem gerekiyor. Her gün, her yeni gün çıktığım, çıkmak zorunda olduğum bu hac yolculuğunda kitaplar yol işareti oluyorlar bana, kalemim ise pusulam. Elime kitap ve […]

Mesnevi Rüyası

Mesnevi’yi Farsça okumak gibi bir adağım var. Farsça öğrenmeye de bu yüzden başlamıştım.   Sonra aklıma bir fikir geldi: Zaten belli bir yerde yaşamıyorsam Mesnevi’yi neden İran’a gidip okumuyorum? Kısmetse, öyle de yapacağım.   Bu serüvende yol arkadaşlarım; Abdülbâki Gölpınarlı’nın şerhli “terceme”si, Nicholson’un meşhur İngilizce tercümesi, Jawid Mojaddedi’nin (Oxford University Press) İngilizce tercümesi ile Mehmet […]

“Bunlar da mı İnsan”

Primo Levi’nin, 20. yüzyılın en etkili kitapları arasında gösterilen klasiği “Se questo è un uomo”yu (“Bunlar da mı İnsan”) büyük bir hayranlıkla okuyorum.   Goethe’nin, “Aslında sadece, eleştiremediğimiz kitaplardan öğreniriz. Eleştirebildiğimiz kitabın yazarı bizden bir şeyler öğrenmeli.” diye bir sözü vardır.   Primo Levi’nin bu – kelimenin tam anlamıyla – başyapıtı, uzun zamandır, bir editör […]

Gönlümün Hicaz’ı

Kendimi her gün yeniden yaratmak, varlığımı her geçen gün yeniden adlandırmak zorundayım. Bunun için de içimde her gün yeni bir hac yolculuğuna çıkmam, gönlümün Hicaz’ına her yeni gün yeni baştan yürümem gerekiyor. Her gün, her yeni gün çıktığım, çıkmak zorunda olduğum bu hac yolculuğunda kitaplar yol işareti oluyorlar bana, kalemim ise pusulam. Elime kitap ve […]