“Burcu seni seviyomuş!”

Bir süredir feci derecede bir kitaba ihtiyacım vardı. Ne kadar aradıysam da bir türlü bulamadım. Böyle bir kitap var mıdır, diye düşünüyordum, böyle bir kitap yazılmış mıdır, yazılabilir mi, yazılsa nasıl olurdu acaba? O kadar ihtiyacım vardı ki ona, olsa nasıl olur, diye kafamda kurmaya başlamıştım. Dün bir kitap alırken elime iki kitap daha geçti. […]

konsantrasyon eksikliği = sevgi eksikliği

Sürekli duyduğum ve karşılaştığım bir kelime: “konsantrasyon”. Daha çok yakınmak için kullanılıyor, “Bizim oğlanın konsantrasyon sorunu var,” veya, “Konsantre olamadığım için bir türlü kitap okuyamıyorum.” gibi. Masum bir kelime gibi dursa da çok tehlikeli aslında. Çünkü asıl gerçeği örtüyor. Bir nevi maske görevi görüyor. Çocuklarının konsantrasyon sorunu yaşadığını, bu yüzden de derslerinde çok zorlandığını söyleyen […]

“Hepimiz aynıyız aslında”

Hem işim gereği hem de özel ilgi alanım olduğu için çok biyografi okudum, okuyorum. Hiç abartısız yüzlerce biyografi kitabı veya biyografik makale okumuşumdur. Bu biyografilerin neredeyse tamamı yaratıcı insanlar, besteciler, müzisyenler, şâirler, yazarlar, ressamlar üzerine. Seyrek de olsa, politik veya askerî şahsiyetler üzerine bir şeyler okuduğum da oluyor. Bu biyografik okumalarımda fark ettiğim iki temel […]

“Almanya’da bir hapishanedeydik. “

Dar, uzun bir oda. Kapının karşısındaki uçta, ortada ben duruyorum. Ayaktayım. Karşımda onlar var. Dörtlü sıralar halinde oturmuş yirmi kişi. Seyirciler. Çalmaya başladım. 1. parça, 2. parça, 3. parça… Derken arkalardan belli belirsiz bir ses yükseldi. Sesin geldiği yöne baktım ve onu gördüm: 14-15 yaşlarında, sarışın, güzel yüzlü bir çocuk. Ağlıyordu. Konser bitene kadar sessizce […]

“Anılarını yakamayan insanlar sigara yakar.”

Bir kere Bursa’da yürürken duvarda bir yazı gördüm: “Sokak lambaları sabah 7.04’te sönüyor. Seni severken öğrendim.” Vay be, dedim, yanımdakilere, görüyor musunuz? Sokaklarda ne şâirler var! Bu lafım üzerine güldüler. Dalga geçtiğimi sandılar çünkü. Oysa içtenlikle söylemiştim bunu. Şimdi youtube’ta bir şarkının altında bir yorum gördüm. Kız yazmış: “Arkadaşlarımla sevdiğim adamı konuşup,boşver ya ne düşüneceğim […]

“Ben bir aptalım”

Ben bir aptalım. “Yok efendim, hiç olur mu öyle şey!” deyin diye söylemiyorum. “Ne alakası var canım, akıllı çocuksun aslında.” gibi bir şey duymak için de değil. Kendime kızarak da söylemiyorum bunu. Hani, kötü bir şey yaşarız da, “Ah aptal kafam!” diye kafamızı duvarlara vururuz. Veya, “Ne kaybettiysem hep bu saflığımdan, dürüstlüğümden kaybettim,” der, aptallığımızın […]

“Mutluyum”

Müzisyenlik çok özel bir şey. Dünyanın her yerinde, dünyanın en saygın salonlarında konserler verdim, veriyorum. Ama beni en çok tatmin eden şey yine de ders vermek oluyor. Örneğin yazları, Alman profesörlerle birlikte Japonya’da verdiğim dersler, masterclass’lar, kendi içimdeki ruhsal özgeçmişime en büyük sevinç ve gururla yazdığım satırlar oluyor. Bugün bu sevinçlerime bir yenisi daha eklendi: […]

En büyük korkum

Şimdi gördüm, Dodan, O Ses Türkiye’nin finalinde “Huma Kuşu”nu söylemiş. Etkilendim. Babamın en sık söylediği şarkıydı çünkü. Sonra bir şeyi fark ettim: Babamı en çok şarkılarıyla hatırlıyorum. Sevdiği, söylediği şarkılarla. Demek sözler unutuluyor ama şarkılar unutulmuyor. Unutulmuyormuş. Nietzsche, şu an tam yerini hatırlayamadığım bir pasajda, “onların içinde şarkı yok” der. Benim için, ‘kötü insan’ tanımıdır […]