“Bunlar da mı İnsan”

Primo Levi’nin, 20. yüzyılın en etkili kitapları arasında gösterilen klasiği “Se questo è un uomo”yu (“Bunlar da mı İnsan”) büyük bir hayranlıkla okuyorum.
 
Goethe’nin, “Aslında sadece, eleştiremediğimiz kitaplardan öğreniriz. Eleştirebildiğimiz kitabın yazarı bizden bir şeyler öğrenmeli.” diye bir sözü vardır.
 
Primo Levi’nin bu – kelimenin tam anlamıyla – başyapıtı, uzun zamandır, bir editör ve iyi bir okur olarak kafamda bir tane dahi soru işareti bırakmayan tek kitap oldu. (Gerçek veya kurgu) hikâye nasıl anlatılır, nasıl cümle-paragraf kurulur, kısacası, nasıl yazılır, sorularına baştan sona bir cevap niteliğinde.
 
İÇERİK OLARAK DEĞİL, ÜSLÛP ve YAZI İŞÇİLİĞİ bağlamında söylüyorum, Daniel Kahneman’ın “Thinking, Fast and Slow”u ile Primo Levi’nin “Se questo è un uomo”sunu açık bir zihinle okuyan her kişi yazı işinde otomatik olarak gelişme kaydedecektir. (Kahneman ile yazı işçiliğinin ne ilgisi var? diye düşünenler olacaktır. Görünürde yok, ama derinde var. Bu eşsiz kitabın orijinalinden herhangi bir bölüm okuyun. Sonra defterinize herhangi bir şey yazmaya başlayın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.)
 
20. yüzyılın en çok okunmuş ve etkili olmuş Holocaust anlatılarından biri de Viktor Frankl’ın meşhur “…trotzdem Ja zum Leben sagen: Ein Psychologe erlebt das Konzentrationslager” (“İnsanın Anlam Arayışı”) başlıklı eseridir.
 
Bana göre bu iki şaheser, ele aldıkları konuyu ANLATMA anlamında birbirinin tam olarak zıddı. Yani Levi aynı konuyu, Frankl’ın tam tersi bir şekilde işliyor.
 
Ben şahsen, Frankl’ın tarzına yakınım. Benim yazma ve düşünme biçimim Frankl’ın yazma ve düşünme biçimine benziyor. Bu yüzden, tam da bu yüzden, Primo Levi’den, Frankl’a nazaran çok daha fazla şey öğrendim.
 
Frankl’ı okurken her cümlede onaylandığımı hissediyordum. Her cümlede, “Aynı şeyi ben de düşünmüştüm, aynısını ben de yazmıştım,” diyordum. Primo Levi okurken ise her cümlede, “Ben bu şekilde düşünmüyorum ve yazmıyorum. Ama aslında ne kadar güzel ve etkili bir düşünme ve yazma biçimi,” dedim kendi kendime. (Burada “düşünme”yi ‘bir görüş sahibi olma’ anlamında değil, ‘yaşanılanları zihinde yorumlama’ anlamında kullanıyorum.) Primo Levi, yeni ve son derece hoşuma giden bir yazma ve düşünme ihtimali sundu bana.
 
Sırf, “…trotzdem Ja zum Leben sagen: Ein Psychologe erlebt das Konzentrationslager” okuyabilmek için Almanca, sırf “Se questo è un uomo” okuyabilmek için de İtalyanca öğrenebilir insan. Hatta öğrenmeli de.
 
 
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir