BENİMLE SADECE 100 GÜN İÇİNDE BİR YABANCI DİL ÖĞRENMEYE VAR MISIN?

100 GÜN hakkında detaylı bilgi almak için semihucaryazar@gmail.com adresine boş bir e-mail göndermeniz yeterli.

***

Merhaba, ben Semih Uçar.

Profesyonel yazar, müzisyen, pedagog, kitap çevirmeni ve serbest editörüm.

Ama hepsinden önemlisi bir dil tutkunuyum.

Birkaç alanda birden kariyer yapmış, dünyanın dört bir yanında üniversite düzeyinde ders vermiş, sayısız öğrenci yetiştirmiş ve yüzlerce insanın daha mutlu ve daha tatmin dolu bir yaşama kavuşmasına doğrudan katkı sağlamış biri olarak söylüyorum ki dil öğrenmek insanın kendine yapabileceği en iyi yatırım.

Bu, o kadar önemli bir şey ki tekrarlamak istiyorum:

Dil öğrenmek insanın kendine yapabileceği hiç şüphesiz en iyi yatırım.

Bunu bildiğim için ben de diğer bütün işlerimin, ülkeler arası seyahatlerimin yanında dil öğrenmeye her gün mutlaka zaman ayırıyorum. Dil öğrenme işi üzerine kafa yoruyor, kitaplar okuyor, yazılar yazıyorum.

(Okul başvurusunda kullanmak üzere belge almak için gitmek zorunda kaldığım iki aylık kurs dışında) kendi başıma öğrendiğim ilk dil olan Almancaya sıfırdan başladıktan sadece bir yıl sonra Alman mahkemelerinde ve poliste profesyonel tercüman olarak çalışmaya başladım. 

Kendi geliştirdiğim tekniklerle çok kısa süre içinde birçok dil öğrendim. Hiç kursa gitmeden ve dilini öğrendiğim ülkede hiç bulunmadan çok kısa süre içinde beş dili hatırı sayılır derecede öğrendim. Şu an (Türkçe dışında) yedi dilde okur yazarım. Bu dillerin sayısını bir sene içinde 10’un üzerine çıkarmayı planlıyorum.

Dil öğrenme işindeki yetkinliğimi bilen, bu konuda yazdığım yazıları okuyan insanlardan istisnasız her gün birçok mesaj, soru ve mektup alıyorum. Evet, çalıştığım diğer bütün alanların yanında yabancı dil öğrenme konusu, hakkında en çok soru aldığım alan.

Herkes dil öğrenmek istiyor, ama ne yapacağını, nasıl yapacağını, nereden başlayacağını bilemiyor. Bu yüzden de, aldığım bu mesajların büyük çoğunluğuna karamsar bir hava hâkim. “Şu kadar süre kursa gittim, ama yine de öğrenemedim. Ne yapabilirim?” diyorlar.

Aslında tam da bu yüzden, tam da kursa gittikleri için öğrenemediklerini söylemek istiyorum bana yazanlara. Çünkü uzun yıllardır dil öğrenme işiyle yoğun bir biçimde haşır neşir olan biri olarak şunu çok emin bir şekilde söylüyorum ki SADECE KURSA GİDEREK DİL ÖĞRENİLMİYOR.

Sadece ben de değil, bu yıl Bratislava’da buluşan dil öğrenme ustaları da, 10 dil bilen, 20 dil bilen, 30 dil, 40 dil bilen polyglott’lar da birkaç günlük buluşma sonunda yaptıkları özet konuşmasında bunu vurguladılar ve dil öğrenmeyi ustalıkla başaran insanların tamamının dil kursuna gitmeyi reddettiklerini söylediler. 

Ben de bunu bizzat kendi hayatımda deneyimlediğim için bana yazıp yakınan, kursa gittik, ama öğrenemedik, diyen insanlara, tam da bu yüzden öğrenemediniz, demek istesem de çoğunlukla susuyorum. Çünkü insanlara daha iyi bir yöntem sunmadıkça, doğru bildikleri bir yöntemi ellerinden almamam gerektiğini biliyorum.

DİL KURSUNA NEDEN KARŞIYIM?

Aslında dil kurslarına karşı değilim. Çünkü bunun ne büyük bir pazar olduğunu ve ne çok insana istihdam yarattığını biliyorum. Aralarında yakın arkadaşlarımın da bulunduğu on binlerce insan dil kurslarından para kazanıyor, aile geçindiriyor. Bu yüzden dil kursları devam etmeli, etmek zorunda.

Dil kursu sistemine karşı değilim. Fakat insanlara, SADECE dil kursuna giderek dil öğrenemeyeceklerini de söylemek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bu, yeteri kadar söylenmediği için dil öğrenmek isteyenin aklına ilk olarak bir dil kursuna yazılmak geliyor ve dil öğrenme işine daha baştan yanlış başladıkları için bu insanların çok büyük kısmı isteklerini gerçekleştiremeden kalakalıyor. Boşa harcadıkları onca zaman ve kimi zaman servet değerindeki paralar da cabası.

Dil kursuna gitmelerine rağmen iyi derecede dil öğrenen insanlar yok mu? Elbette var. Ama sayıları hem çok ama çok az hem de nasıl öğrendiklerini inceleyince onlara dil öğreten şeyin dil kursu olmadığını görüyorsunuz. Bu insanların, dil kursuna gitmelerine RAĞMEN dil öğrenme işinin asıl mantığını kavradıklarını, bilerek veya bilmeden, kurstan bağımsız bir sistem geliştirdiklerini ve baştan itibaren o sistem doğrultusunda çalıştıklarını görüyorsunuz. Ama onlar bile çoğunlukla dil kursu yanılgısından nasiplerini alıyor ve 2-3 ayda gelebilecekleri seviyeye ancak 18 ayda falan gelebiliyorlar. Kurslar para kazanmak zorunda sonuçta. Çark dönmek zorunda. 18 aylık müşteri 2 aylık müşteriden dokuz kat daha hayırlıdır.

Dil kursu neden dil öğretemiyor? Öğretmenler kötü olduğu için mi? Kurslarda verilen kitaplar kötü olduğu için mi? Tabii ki değil. Dil kurslarında çalışan çok değerli öğretmenler de var. Sorun bunlar değil. Sorun şu:

Dil kursunun yapısı dil öğrenme işinin özüne aykırı.

Dil öğrenme işi her şeyden önce psikolojik bir mücadele.

Dil öğrenme yolculuğuna çıkan kişi en çok kendisiyle, kendi ruhuyla, kendi egosuyla savaş veriyor ve öğrenmeyi başaramazsa eğer, neredeyse her zaman bu yüzden, bu psikolojik savaşı veremediği için başaramıyor.

Bana göre, dil öğrenme işinin yüzde 85’i psikolojik mücadeleden ibaret. Fakat dil kursu tam da bunu veremiyor. Dil kursu, dil öğrenmeye başlayan insanın en büyük ihtiyacı olan akılcı motivasyonu ve gerekli psikolojik desteği sağlayamıyor. Çaresizliğe düşen öğrenciye çıkış yolu gösteremiyor. Dil öğrenme işinin kıvrımlı yollarında onlara kılavuz olamıyor. Dil kurslarında sadece dil öğrenme işinin yüzde 15’lik kısmında geziniliyor ve insanlardan, bu savaştan yüzde 100 galip çıkmaları bekleniyor.

İnsanlara, şunu yapmayın, demek kolay, peki, bunun yerine sen ne öneriyorsun, diye kendime uzun süredir soruyordum. Dil öğrenme işi üzerine yazdığım yazıların şaşırtıcı derecede çok insanı etkilediğini bilmekle beraber bu yazıların da gerçek bir çözüm sunmadığını görüyordum.

Ben de bu yüzden bir sistem geliştirdim.

Hem kendi tecrübelerim hem de dil öğrenme ustalarının tecrübelerinin ışığında bir sistem geliştirdim.

Geliştirdiğim bu sistem her birikimden, her yaştan insana çok kısa bir süre içinde ciddi seviyede dil öğretecek.

Artık, bana yazan, benden yardım isteyen insanlara somut bir çözüm sunabildiğim için inanılmaz mutluyum.

DİL KOÇU SEMİH UÇAR

Geliştirdiğim bu sistemle sizlere dil öğrenmeyi öğreteceğim.

İstediğiniz her dili çok kısa bir süre içinde nasıl öğrenebileceğinizi göstereceğim.

Size, kitaplarda zaten kendi başınıza okuyabileceğiniz şeyleri “dil kursu” adıyla satmak yerine psikolojik ve teknik rehberlik yapacağım.

Dil öğrenme yolculuğunuzda rehberiniz olacağım.

Dil Koçu Semih Uçar dil öğrenme sistemi sadece 100 GÜN sürüyor.

Öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu ülkeye gitmenize gerek kalmadan, dil kurslarına para saçmadan sadece 100 GÜN içinde istediğiniz dili ciddi bir seviyede öğreneceksiniz. 

100 GÜN sonunda, öğrenmek istediğiniz dilin en büyük yazarlarını, sadece ara ara sözlüğe bakarak rahatlıkla okuyabileceksiniz.

Dinlediklerinizin yüzde 60 ila 80’ini anlayabileceksiniz.

Kendinizi yazarak rahatlıkla ifade edebileceksiniz.

SİZE NELER SUNUYORUM?

– Sizi, tutmaya teşvik edeceğim dil öğrenme günlüğünüzü her gün okuyacağım ve bu günlük ışığında benden haftanın beş günü bir mesaj/mektup alacaksınız.

– Her hafta bir defa, hafta içinde yaptıklarımızı özetleyip değerlendireceğimiz ve yeni hafta için hedefler belirleyeceğimiz bir telefon konuşması yapacağız. (Bunu sesli iletişim etkili bir iletişim aracı olduğu için yapıyorum. Telefon konuşmasını tercih etmeyenlerle, telefonda konuşacağımız her şeyi yazılı olarak konuşacağız.)

– Size aşama aşama dil öğrenme tekniklerini öğreteceğim. Hedefimiz, YÜZ GÜN sonunda bana veya başka birine ihtiyaç duymamanız. Kendi rehberiniz, kendi öğretmeniniz olmanız.

– Dil öğrenme işinin yüzde 85’i psikolojik bir savaş. Benim koçluğumda geçireceğiniz YÜZ GÜNDE size bu psikolojik savaştan nasıl galip çıkacağınızı öğreteceğim.

Size kendinizi en çaresiz hissettiğiniz anlarda çıkış yolu göstereceğim.

Motivasyonunuzu yitirdiğinizi düşündüğünüz anlarda size ilk günkü motivasyonunuzu geri vereceğim.

– Yüzlerce kitap ve materyal arasından sizin için en iyilerini seçip kullanımınıza sunacağım.

– Dil öğrenme materyallerinin yanında benden, günden güne okuma, işitme ve yazma becerilerinizi geliştirecek yazılı ve sesli dosyalar alacaksınız. Bu dosyalardan en etkili şekilde faydalanma yollarını öğreneceksiniz.

– Öğrenmek istediğiniz dilde konuşmanızı geliştirmek için konuşma partnerleri bulmanıza yardım edeceğim.

– Sizin için ve sizinle birlikte haftalık ve aylık öğrenme planları oluşturacağım.

Benden her hafta başında, önümüzdeki yedi gün içinde hangi seviyeye ulaşacağımızı öğreneceksiniz.

Hafta sonunda da birlikte, kendimize koyduğumuz hedef ile gerçekte ulaştığımız noktayı karşılaştıracağımız bir “değerlendirme toplantısı” yapacağız.

– İnsanın kişisel ve ruhsal gelişiminin en önemli ayaklarından biri, birini veya birilerini rol model almak. İnsan başkalarını örnek alarak, taklit ederek kendini buluyor. Örnek aldığı insanlar ne kadar kaliteliyse kendi kalitesi de o oranda artıyor. Bu yüzden de dil öğrenme yolculuğunuzda sizi günden güne dil öğrenme ustalarıyla, büyük polyglott’larla tanıştıracağım. Bu kişilerin konuşmalarını dinleyerek, yazılarını, kitaplarını okuyarak ilham alacak, onları kendinize rol model alacaksınız.

– (Eğer isterseniz) benimle birlikte dil öğrenme yolculuğuna çıkmış, dil koçluğu yaptığım diğer insanlarla tanışacaksınız. Sadece bizim olacağımız facebook grubumuzda birbirimizle her gün tecrübelerimizi paylaşacağız. Sizin gibi, 100 GÜNLÜK heyecan verici bir yolculuğa çıkmış insanlarla iletişim halinde olacağınız için kendinizi hiçbir zaman yalnız hissetmeyecek, grup içinde, takım halinde bir hedefe yürümenin zevkini tadacaksınız.

– Dil Koçu Semih Uçar ile çıkacağınız 100 GÜNLÜK yolculuk sonunda sadece dil öğrenmeyeceksiniz. Bu konuda tezler yazmış, sayısız kitap okumuş ve çocukluğundan beri bir hedef uğrunda çalışmadığı tek bir günü dahi geçmemiş biri olarak size aynı zamanda adım adım, zamanınızı nasıl yöneteceğinizi, gününüzü en iyi şekilde nasıl değerlendireceğinizi göstereceğim. Hiç zamanım yok, diye düşünürken, aslında hayallerinizi gerçekleştirmek için ne kadar çok zamanınız olduğunu fark edeceksiniz.

– Ve YÜZ GÜN sonunda bir bakmışsınız, dil öğrenme işinin en zor ve en çok insanın pes ettiği o en kritik aşamasını geride bırakmışsınız. YÜZ GÜN sonunda artık gönül rahatlığıyla, “Ben İngilizceyi/Almancayı/İspanyolcayı/Farsçayı/Fransızcayı vs. vs. vs. biliyorum,” diyebileceksiniz.

100 GÜN, ÜÇ BAYRAK, BİR HEDEF

Dil Koçu Semih Uçar dil öğrenme sistemi YÜZ GÜN sürüyor ve üç aşamadan oluşuyor.

Her 30 gün sonunda bir bayrak toplayacağız ve 3. bayrağı da topladığımız gün hedeflediğimiz seviyeye ulaşmış olacağız. Geri kalan 10 günde de, 90 gün içinde yaptıklarımızı değerlendireceğiz. Öğrenmek istediğiniz dilde çok üstün bir seviyeye ulaşmanız için, bundan sonra nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini belirleyeceğiz.

Diyelim ki ilk grubumuzla 10 Ekim günü ilk adımı attık. Bizi şöyle bir rota bekliyor (Bu tarihler sadece örnek olarak verilmiştir. 100 GÜN’ün bir başlangıç tarihi yoktur. Herkes istediği zaman başlayabilir):

10 Ekim = Yolculuk Başlasın!
9 Kasım = 1. Bayrak
9 Aralık = 2. Bayrak
8 Ocak = 3. Bayrak
18 Ocak = Mutlu Son

Bir düşünsenize, benimle ve sizin gibi dil öğrenmek isteyen başka insanlarla heyecan verici bir yolculuğa çıkacaksınız ve sadece 100 GÜN içinde, “Ben şu şu dili biliyorum,” diyebileceksiniz. Diyelim ki yolculuğumuz Ekim ayı ortasında başladı. Ocak ayı ortasında bir dil öğrenmiş olacaksınız.

SİZDEN NE BEKLİYORUM?

Benimle birlikte dil öğrenme yolculuğuna çıkan insanlardan, en azından bir süreliğine, sadece sembolik bir ücret alacağım. Yani eğer bu yolculuğa çıkmaya önümüzdeki birkaç ay içinde karar verirseniz sadece aşağıda belirttiğim sembolik ücreti ödeyeceksiniz.

Uzun süre düşündüm ve orta okul, lise öğrencilerinin dahi harçlıklarından biriktirip verebileceği sembolik bir rakam belirledim. Bana her gün sadece 10 TL vermenizi istiyorum. Ucuz bir sigara parası yani. Bir dürüm parası.

Benimle bir şekilde iş ilişkisine girmiş insanlar ne gibi ücretler karşılığında çalıştığımı bilirler. Verdiğim hizmetin, ortaya koyduğum ürünün kalitesini çok iyi bildiğim için o değerde bir karşılık bekliyorum. Ve ne mutlu ki sadece son birkaç yıl içinde, kaliteye önem veren, değer bilen yüzlerce insanla ortak projeler geliştirdik, birlikte ortaya üst düzey ürünler koyduk. Yani açık konuşayım, birlikte iş yaptığım insanlar da teyit edecektir, bana normalde hiç kimse ama hiç kimse 100 GÜNÜ kapsayan bir proje için böyle bir ücret karşılığında bir şey yaptıramaz. Daha da açık konuşayım, mevcut işlerimde, bu projeden 100 GÜN sonunda kazanacağım parayı iki saat içinde kazanıyorum.

Fakat bu proje benim için farklı. Bu projede birincil hedefim para değil. Yaptığım hiçbir işte birincil hedefim para olmadı ama bu projede para, öncelik sıralamamda epey gerilerde kalıyor.

Dil koçluğu projemde öncelikli hedefim, yazılarımla, röportajlarımla, konuşmalarımla dil öğrenmeye başlattığım yüzlerce insana somut olarak benim ve büyük dil öğrenme ustalarının nasıl dil öğrendiğini göstermek.

Sadece dil öğrenmek de değil. Bu projemde birincil hedefim, eğer isterseniz yapabileceğinizi göstermek.

Size, kendinize güveninizi pekiştirecek, kendinize inancınızı güçlendirecek, gurur duyacağınız bir başarı tecrübesi yaşatmak.

Benim veya bir başkasının yaptığı her şeyi sizin de yapabileceğinizi, eğer isterseniz, benden, başkalarından çok çok daha iyi yapabileceğinizi göstermek.

Size, hayatınızın sizin kontrolünüzde olduğu hissini aşılamak.

Eğer isterseniz her zaman gelişebileceğinizi, her zaman daha iyi olabileceğinizi görmenizi sağlamak.

Kendinize 100 GÜN gibi gayet yapılabilir bir hedef koyarak istediğiniz her alanda ciddi bir sıçrama yapabileceğinizi görmenizi sağlamak.

Size, “Yapabilirsin!”, değil, “Gördün mü? Yaptın!” demek.

Benimle sadece 100 GÜN içinde bir dil öğrenmeye var mısın?

Hadi, başlayalım!

***

100 GÜN hakkında detaylı bilgi almak için semihucaryazar@gmail.com adresine boş bir e-mail göndermeniz yeterli.

***

100 GÜN’ün Facebook sayfamdaki tanıtım yazısı:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir