“Allah’ım, bana yazma isteğimi söndürecek başarılar verme.”

Birinci kitabımı bitirdiğim gün ikinci kitabımı yazmaya başladım.

İkinci kitabımın birinci kitabımdan daha iyi olacağına inanıyorum çünkü. Üçüncü kitabımın da ikinci kitabımdan…
Zaten, her yaratıcı iş gibi yazmanın da en çok bu kaynaktan beslendiğini düşünüyorum:
Hiç durmadan yazma ve her geçen gün daha iyi yazma isteği.
Aklıma bir gün bile bir kitap yazıp büyük bir başarı elde etmek gelmedi. Hiçbir zaman öyle bir hayal kurmadım. Daha çocukken bile kendimi bir masaya oturmuş yazarken görüyordum ve çocukken geleceğimi düşününce kafamda canlanan o görüntü bugüne kadar değişmedi.
Büyün hayatımı bu hayal üzerine kurdum. Yazmamı engellediğini, engelleyeceğini düşündüğüm her şeyi, herkesi hayatımdan bir bir çıkardım. Hayatımı, birçok rahatımdan vazgeçerek, birçoklarının hayalini kurduğu konforlardan feragat ederek her gün ve istediğim kadar yazabileceğim şekilde kurdum.
Daha başarılı olmak, bir yere ulaşmak için değil, yazmayı çok sevdiğim ve her kitabımın bir öncekinden daha iyi olmasını istediğim için yazıyorum.  Bu yüzden de her zaman şöyle dua ediyorum:
Allah’ım, bana yazma isteğimi söndürecek başarılar verme.
Bizi Harper Lee’nin, Salinger’in daha iyi romanlarından mahrum bırakan şey bir kitaplarıyla yakaladıkları büyük, çok büyük başarı oldu çünkü.
İçine, daha iyisini yapamama korkusu sokarak yazamamasına neden olan her başarı yazar için bir ödül değil, olsa olsa cezadır, cezaların en büyüğüdür.
Biz başarı elde etmek için değil, yazmadan duramadığımız için yazanlardanız.
Yazarak başarılı olup maddi, manevi bir ödüle erişmek için değil, yazmaktan daha büyük bir ödül düşünemedikleri için yazanlardanız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir