Bir Şeyi En Hızlı Nasıl Öğrenirim?

Eski yazıyı okumayı 1,5 saat içinde öğrendim. (Öğrendim derken, metinleri, artık tek tek harfleri kontrol etmeye gerek duymadan ağır ile orta arası bir tempoda okuyabilmeyi kastediyorum.) Ne çocukken Kuran kursuna gitmiştim ne de daha önce bu yönde bir çalışmam olmuştu. Tek bildiğim, elif’in düz çizgi olduğuydu.
 
Beni, diğer Batı dilleriyle bir bağ kuramadığım için örneğin İtalyancaya göre zorlayan (sıfırdan sonsuza kadar) Farsça sayıları ise 20 dakikada hatasız bir şekilde ezberledim.
 
İşin sırrı, tıpkı müzikte olduğu gibi gruplamada yatıyor. Müzikte de, bir parçayı ezberleyen veya öğrenen icracının da, bir eseri analiz eden bir müzisyenin de yaptığı şey gruplamadır.
 
Gruplamak, eseri oluşturan bileşenler arasında benzerlikler ve karşıtlıklar kurmak demek.
 
Wagner’in 20 saati bulan Ring dörtlemesini ezbere çalan korrepetitörler de ister istemez aynı yöntemi uyguluyor (sanıyorum, insan hafızasının gelebileceği en yüksek noktadır bu), tek sesli bir parçayı ezberlemeye çalışan konservatuvar 1. sınıf öğrencisi de. Başka türlüsü mümkün değil çünkü. Aksi halde bir eseri ezberlemek çok zorlaşır veya imkânsızlaşırdı.
 
Ezberlemeyi istediğimiz bütünün (Farsça sayılar, İspanyolcadaki düzensiz fiiller, bir Beethoven piyano sonatı vs) bileşenlerini aralarında benzerlikler ve karşıtlıklar kurarak hafızamıza kazıdıktan sonra işin daha zevkli kısmı başlıyor: yani tekrarlamak.
 
Tekrarlamak, müzikal çalışmanın da temelini oluşturur. Bir müzisyen, çalışıyorum, derken, aslında, tekrarlıyorum, demek ister.
 
İyi müzisyenlerle kötü müzisyenler arasındaki ayrım da bu noktada başlıyor ve keskinleşiyor: Kötü müzisyenler, o an notada neyi görürlerse, yani akıllarına estiği gibi tekrar yaparlarken iyi müzisyen, neyi ne için tekrarladığını bilir ve her yaptığı tekrarda beynine ne gibi bir sinyal göndermek istediğini kafasında önceden belirler.
 
Bu noktada müzisyenin kendisine, şu an ne için, hangi problemi çözmek için çalışıyorum, diye sorması hayati önem taşıyor. Çalışmadaki en önemli soru da bu belki de:
 
Bu tekrarı hangi problemi çözmek için yapıyorum?
 
Dil öğrenirken de bu bilinci edinip, her dil öğrenmeye oturuşumuzda kendimize sormamız gerek: Şimdi hangi problemi çözeceğim? Bugün, bu saat neyi ezberleyeceğim? Masadan, oturmadan önce bilmediğim neyi, hangi konuyu öğrenmiş, bitirmiş, ezberlemiş olarak kalkacağım?
 
Hem müzikte hem de dilde öğrenmeyi hızlandırmak için en iyi yöntem ise bu sorunun odağındaki zamanı küçültmek:
 
Yani kendimize, bu hafta hangi problemi çözeceğim, diye sormaktansa, bugün hangi problemi çözeceğim, diye sormak çok daha faydalı. Aynı şekilde, bu saat hangi problemi çözeceğim, diye sormak, bugün hangi problemi çözeceğim, diye sormaktan, bu dakika hangi problemi çözeceğim, diye sormak da, bu saat hangi problemi çözeceğim, diye sormaktan çok daha faydalı. Meşhur Amerikalı işadamı ve her gün bir kitap okumasıyla tanınan kitapsever Warren Buffett de buna vurgu yapıyor ve günlerini değil, dakikalarını planladığını söylüyor.
 
Bir insanın aslında ne zaman öldüğü üzerine birçok şey söylenmiştir: Bir erkeğin, babasının öldüğü gün öldüğünü söyleyen de vardır, bir insanın hayal etmeyi bıraktığı gün mezara girdiğini söyleyenler de.
 
Bana göre ise öğrenmeyi bıraktığı gün ölüyor insan. Öğrenci olmayı bıraktığı gün bütün yaşama sevincini yitiriyor.
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir